Kayıtlar

Uzun zaman sonra

 🌗 İlk başta her şey çok güzel gelir. Çiçekler açar, kuşlar öter, gökyüzü pırıl  pırıl parıldar. Sonra sis perdesi aralanır, gerçekler gün yüzüne çıkar. Bambaşka bir yöne savrulursun. Her yer kapkaranlık kesilir. Yalnızca tatlı bir tebessümle hatırlarsın eski günleri. Okul çıkışı sahile gidişleri, kaçırılan uçakları ama gülen yüzleri, yeni bir köşe keşfedişin o heyecanını, güneşin her seferinde daha da güzelleşerek batışını, aşk denen o hissi, sabaha kadar süren yurt bahçesi sohbetlerini... O kadar uzak gelir ki insana. Aynı ben değildir sanki o günleri yaşayan. Savrulup dururken böylece anlamsızlığın içinde yine de sarılırsın umuda. Kopuk kopuk kesitler, kopuk kopuk heyecanlar... Yine de oturursun o masaya eski günlerdeki gibi. Lise yıllarındaymışçasına, o umutla oturursun masaya, o günlerdeki gibi sarılırsın kaleme, hayata aşka sevgiye küsmemiş gibi, hiç büyümeyen koca bir çocuk gibi... Donuk donuk her şey ama bir o kadar da umutlu.... ///  01.08.2021 / 22.54

25 Mart 2021 / 01.24

  Saat bir buçuk  Gecenin bir buçuğu  Ruhumu en karanlık güçlerin ele geçirmeye başladığı saatler var ya  O saatler bu saatler işte  Bense bugün  Bir zafer kazanmış kumandan gibi  Kale kapısından içeri giren bir kumandan gibi  Aydınlanmış bir benle karşılıyorum karanlığı  Arkamda kalanlara bakıyorum  Yüreğimde yaşattığım duygulara  anlara  hislere  Sanki bana ait değillermiş gibi  Ben o anki ben değil de  Her şeyin arkasındaki gerçekliği keşfeden ben gibi  Bir hamam böceği gibi yapıştığım yatağımdan kalkıyorum ve  Gecenin ayazına atıyorum adımımı  Uğuldayan bu rüzgarla  Ellerim donarak  İzliyorum bozkırı  Dün gece kavga ettiğim şehrin bozkırını  Tek bir hayat belirtisi göstermediği için  Dünyadaki bir başınalığımı bana haykırdığı için  Yumruk yumruğa kavga ettiğim şehir  Sessizce bağırıp çağırdığım o sokak lambaları  Onları izliyorum  bu gece de  Ba...

Bir anlık esip gelen rüzgar gibi

  21 Şubat 2021 / 16.44   Bir kitabı bitirmeyi olabildiğince erteliyorum. Sanki ben okumayı bitirince o karakter yok olacak. Ben onu okudukça yaşayacak ama son sayfaya gelince hikayesi yarım kalmış gibi ölecek. Artık acılarının sevinçlerinin önemi kalmayacak. Hepsi toprağın altına gömülecek. Yalnızca hatrıma düştükçe silik bir anı gibi yansıyacak yüreğime. Oysaki bitmezse    kitap hep yaşayacak o. O diyerek basitçe adlandırdığım bir çok karakter yaşamaya devam edecek. Martın Eden yaşayacak mesela, Goldmund yaşayacak, Kerem yaşayacak, Jane Eyre yaşayacak, Samim yaşayacak... Hiç ölmemişçesine 

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 5

Resim
 Oğullar ve Rencide Ruhlar / Alper Canıgüz  Uzun zamandır bu kadar tat aldığım bir kitap okumamıştım. O kadar akıcı ki insan    elinden bırakamıyor. Muhteşem bir olay örgüsü var, tahmin edemiyorsun neler olabileceğini,    şaşırıp kalıyorsun. Ayrca sayfaların arasına serpiştirilmiş mizaha bayıldım. Trajikomik bir mizah :) *    Aynı zamanda kitap hızlı bir şekilde akmasına rağmen aralarda duraklatıyor insanı. Öyle bir şey anlatmış ki yazar, durakalıyorsun o cümlede, kitabı elinden bırakıp uzun uzun düşünme ihtiyacı hissediyorsun. ** Özellikle syf 108. ( kendime not : sindiremeyen kadar oku Galibra ) Kitaba dair üzüldüğüm bir nokta Böyle Buyurdu Zerdüşt kısmındaki imgeleri, yazarın ne anlatmak istediğini vs anlayamamak oldu.  Harika bir okumaydı herkese tavsiye ederim. Ey 2021 ! Umarım yılın ilk kitabı kadar keyifli günler yaşatırsın :)   * “ O doğuştan araba yıkayıcısıydı. Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş ...

25 Nisan 2020 / 01.10

 UYARI !!!!! Aşağıda okuyacaklarınız tamamen çöp şeylerdir. Tamam blog benim burası da benim karanlığım, içimdeki çöplük ama yine de uyarmalıyım size :) İlerde bir şeyler için tekrar word dosyası şeklinde yazmak zor olur üşenirim de yazmam sonra bu saçma da olsa önemli olan iç konuşmam hiçe gider diye düşündüğüm için arşiv niyetinde ekliyorum. Üstünde düzenleme yapılması gereken bir aydınlanma metni kendisi.  Hayattan öğrendiğim bir şey varsa o da hayatın her defasında sürekli bana bir şeyler öğrettiği. Hayat dedim diye de çok garip gelmesin size geçip giden günlerin bizde kalan yansımaları işte bize bir şeyler öğretip duran. Her neyse isimlendirme çabasını boş verelim. Sonuç olarak bir kaç parça acı falan yaşayınca filozof kesiliyoruz, bak ben şunu öğrendim diyoruz . O öğrendim dediğimiz şeyse her gün bir parça değişiyor, gelişiyor, cam kırıkları gibi yüreğine batıp duruyor. Ta ki sen onu azat edene kadar. Yüreğindeki kavga bitinceye kadar. İşte o zaman daha önce öğrendim diy...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 4

 Sevgili Arsız Ölüm / Latife Tekin  Okunması zor bir kitap diyorlardı Sevgili Arsız Ölüm için. Benim için hiç öyle olmadı. Bir çırpıda okudum. O kadar çok olayı, o kadar çok duyguyu işlemiş ki Latife Tekin ne yöne bakacağımı şaşırdım. Karakterler öyle tanıdık ki sanki üst komşuyu anlatıyordu. Kimi zaman da ben oluyordum o karakter. Hele Dirmit’i okurken... Ne yaparsa yapsın kendisine karşı bir cepheyle karşılaşan Dirmit; radyo dinlese olmuyor, şiir yazsa olmuyor., tulumbaya konuşsa olmuyor. Aykırı bir kız olan Dirmitten herkes gibi sıradan olması bekleniyor. Nedense kendimi hatırlattı bana. Özellikle bir şeye sıkı sıkıya tutunuşu uyumak dışında her daim onunla bir oluşu. Latife Tekin’ in kendisini anlattığı da söylenen Dirmit karakteri oldukça etkileyici içe işleyen bir karakter.      Kitaptaki batıl inançları, sığ bakış açılarını gördükçe `bu kadar da olmaz ki’ dedim durdum. Bir yandan ben bunları biliyorum daha    önce yaşadım, gördüm diye konuştum d...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 3

 Narziss ve Goldmund / Hermann Hesse  Hermann Hesse insanın ruhunu sanki avuçlarında tutuyormuşçasına net tarif edenilen bir kaleme sahip. Onun yazdıkları arasında dolaşırken bir anda kendinizi bulabilir, içinizin en derinlerinde var olan ama daha önce var olduğundan haberdar dahi olmadığınız birçok şeyi    fark edebilirsiniz. Kitaplarının genelinde -okuduklarımdan yola çıkıyorum- karekterler bir arayış içindedir. İstersek buna huzur arayışı, istersek mutluluk arayışı diyelim. Nasıl isimlendirirsek isimlendirelim hiç bitmeyen hep var olan bir arayışı görürüz. Narziss ve Goldmund kitabında bu arayışı “kendini gerçekleştirmek” şeklinde görmekteyiz. Manastırda eğitim gören Goldmund, dostu Narziss’in kendinde uyandırdığı bir hisle dünyayı dolaşmaya başlar. O artık göçebe bir yaşam sürmektedir, dünya ayaklarının altında uzanmakta, kendisini çağırmaktadır. Narziss’in    temsil ettiği ussun tam zıttı olan hazlarıyla duygularıyla var olan Goldmund ordan oraya sürük...

13 Ekim 2020 / 19.45

Eski yazdığım ufak tefek şeyleri kurcalarken buldum bu satırları ve kendi yazdığı hiç bir şeyi -istisnaları var- beğenmeyen ben bu satırları sevdim ve naçizane sizlerle paylaşmak istedim. Bir anda estiler bana işte:) Tarih Ekim 2020, üzerinden 2 ay geçmiş ama ben şu an sanki 2 yıl sonraki Rabia’yım. Belli ki zaman bu süreçte beni duygusal manada bir değil birkaç üst levele taşımış. Her neyse, iyi geceler diliyorum hepinize. Dışarda yağmur yağıyor mis gibi bir dakika da olsa balkonunuza çıkın ya da pencereyi açın ve dinleyin damlaları, gökyüzüne bakın. Her ne kadar şehrin isinden tek bir yıldız dahi gözükmese de. Açın bir şarkı ve kendiniz için dinleyin. Bu denli yorucu günün sonunda şunu diyebiliyorum zira şu an : Günün adı yaşamın anlamı var mı yok mu değildi günün adı hayat her şeye rağmen yaşamaya değerdi. Uzunca konuştum yine, bu satırları hala okuyorsanız - ki 3 bilemedim 5 kişi eminim- bir iç dökme seansına şahit olmuş bulunmaktasınız. Velhasıl aşağıdaki eskiden kalma bu satırlar...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 2

  Kinyas ve Kayra / Hakan Günday   Yaklaşık bir yıldır kalemiyle tanışmak istediğim bir yazarı okuyorum şu sıralar: Hakan Günday. Bunca zaman okumak isteyip de bir türlü fırsat bulamadım bahanesi yerine her kitabın ve de dolayısıyla her yazarın bir zamanı vardır bahanesinin arkasına sığınmak daha güzel geliyor her zamanki gibi. Hem belki bahane değildir. Kim bilir belki bu günlerde okunması gerekmiştir o kitabın! Dünyanın acelesini, gündelik telaşını mecburen bir kenara atmak zorunda kaldığımız şu günler var ya işte şu günler maalesef ruh denilen mahzenin en derinine inen merdivenlerin tozunu temizledi. Bir türlü düşünmeye fırsat bulamadığım (!) kesinlikle fırsat bulamadığım asla düşünmekten kaçmadığım düşünceler (!) sardı beni o sayfaları okurken. Bir yandan tüm yazılanları bir çırpıda okumak bir yandan da hayır olmaz yüzleşemem o benle dediğim noktadayım. Kayra’nın ağzından dökülenler nasıl bu kadar etkileyebilirdi ki beni ?    Bu kadar dediğim abartma noktasını ta...

25.04.2020 | 01.10

Hayattan öğrendiğim bir şey varsa o da hayatın her defasında sürekli bana bir şeyler öğrettiği. Hayat dedim diye de çok garip gelmesin size geçip giden günlerin bizde kalan yansımaları işte bize bir şeyler öğretip duran. Her neyse isimlendirme çabasını boş verelim. Sonuç olarak bir kaç parça acı falan yaşayınca filozof kesiliyoruz, bak ben şunu öğrendim diyoruz . O öğrendim dediğimiz şeyse her gün bir parça değişiyor, gelişiyor, cam kırıkları gibi yüreğine batıp duruyor. Ta ki sen onu azat edene kadar. Yüreğindeki kavga bitinceye kadar. İşte o zaman daha önce öğrendim diye zırvaladığın şeylerin önemi kalmıyor ve yaraların yavaş yavaş iyileşiyor. Cümlelerim çok karıştı farkındayım. Belki düzenlerim sonra ya da böyle kalır. Bilemiyorum. Anlatmak istediğim şeyi ifadede biraz uğraşmam gerek sanırım. Mevzuya dönelim neyse. Bazen içindeki bir parçayı söküp atman gerekir. Kimi parçalar için mücadele etmeli onları asla yüreğinden çıkarmamalısın, kimilerini de ne kadar erken bırakırsan okya...