Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

25 Nisan 2020 / 01.10

 UYARI !!!!! Aşağıda okuyacaklarınız tamamen çöp şeylerdir. Tamam blog benim burası da benim karanlığım, içimdeki çöplük ama yine de uyarmalıyım size :) İlerde bir şeyler için tekrar word dosyası şeklinde yazmak zor olur üşenirim de yazmam sonra bu saçma da olsa önemli olan iç konuşmam hiçe gider diye düşündüğüm için arşiv niyetinde ekliyorum. Üstünde düzenleme yapılması gereken bir aydınlanma metni kendisi.  Hayattan öğrendiğim bir şey varsa o da hayatın her defasında sürekli bana bir şeyler öğrettiği. Hayat dedim diye de çok garip gelmesin size geçip giden günlerin bizde kalan yansımaları işte bize bir şeyler öğretip duran. Her neyse isimlendirme çabasını boş verelim. Sonuç olarak bir kaç parça acı falan yaşayınca filozof kesiliyoruz, bak ben şunu öğrendim diyoruz . O öğrendim dediğimiz şeyse her gün bir parça değişiyor, gelişiyor, cam kırıkları gibi yüreğine batıp duruyor. Ta ki sen onu azat edene kadar. Yüreğindeki kavga bitinceye kadar. İşte o zaman daha önce öğrendim diy...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 4

 Sevgili Arsız Ölüm / Latife Tekin  Okunması zor bir kitap diyorlardı Sevgili Arsız Ölüm için. Benim için hiç öyle olmadı. Bir çırpıda okudum. O kadar çok olayı, o kadar çok duyguyu işlemiş ki Latife Tekin ne yöne bakacağımı şaşırdım. Karakterler öyle tanıdık ki sanki üst komşuyu anlatıyordu. Kimi zaman da ben oluyordum o karakter. Hele Dirmit’i okurken... Ne yaparsa yapsın kendisine karşı bir cepheyle karşılaşan Dirmit; radyo dinlese olmuyor, şiir yazsa olmuyor., tulumbaya konuşsa olmuyor. Aykırı bir kız olan Dirmitten herkes gibi sıradan olması bekleniyor. Nedense kendimi hatırlattı bana. Özellikle bir şeye sıkı sıkıya tutunuşu uyumak dışında her daim onunla bir oluşu. Latife Tekin’ in kendisini anlattığı da söylenen Dirmit karakteri oldukça etkileyici içe işleyen bir karakter.      Kitaptaki batıl inançları, sığ bakış açılarını gördükçe `bu kadar da olmaz ki’ dedim durdum. Bir yandan ben bunları biliyorum daha    önce yaşadım, gördüm diye konuştum d...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 3

 Narziss ve Goldmund / Hermann Hesse  Hermann Hesse insanın ruhunu sanki avuçlarında tutuyormuşçasına net tarif edenilen bir kaleme sahip. Onun yazdıkları arasında dolaşırken bir anda kendinizi bulabilir, içinizin en derinlerinde var olan ama daha önce var olduğundan haberdar dahi olmadığınız birçok şeyi    fark edebilirsiniz. Kitaplarının genelinde -okuduklarımdan yola çıkıyorum- karekterler bir arayış içindedir. İstersek buna huzur arayışı, istersek mutluluk arayışı diyelim. Nasıl isimlendirirsek isimlendirelim hiç bitmeyen hep var olan bir arayışı görürüz. Narziss ve Goldmund kitabında bu arayışı “kendini gerçekleştirmek” şeklinde görmekteyiz. Manastırda eğitim gören Goldmund, dostu Narziss’in kendinde uyandırdığı bir hisle dünyayı dolaşmaya başlar. O artık göçebe bir yaşam sürmektedir, dünya ayaklarının altında uzanmakta, kendisini çağırmaktadır. Narziss’in    temsil ettiği ussun tam zıttı olan hazlarıyla duygularıyla var olan Goldmund ordan oraya sürük...

13 Ekim 2020 / 19.45

Eski yazdığım ufak tefek şeyleri kurcalarken buldum bu satırları ve kendi yazdığı hiç bir şeyi -istisnaları var- beğenmeyen ben bu satırları sevdim ve naçizane sizlerle paylaşmak istedim. Bir anda estiler bana işte:) Tarih Ekim 2020, üzerinden 2 ay geçmiş ama ben şu an sanki 2 yıl sonraki Rabia’yım. Belli ki zaman bu süreçte beni duygusal manada bir değil birkaç üst levele taşımış. Her neyse, iyi geceler diliyorum hepinize. Dışarda yağmur yağıyor mis gibi bir dakika da olsa balkonunuza çıkın ya da pencereyi açın ve dinleyin damlaları, gökyüzüne bakın. Her ne kadar şehrin isinden tek bir yıldız dahi gözükmese de. Açın bir şarkı ve kendiniz için dinleyin. Bu denli yorucu günün sonunda şunu diyebiliyorum zira şu an : Günün adı yaşamın anlamı var mı yok mu değildi günün adı hayat her şeye rağmen yaşamaya değerdi. Uzunca konuştum yine, bu satırları hala okuyorsanız - ki 3 bilemedim 5 kişi eminim- bir iç dökme seansına şahit olmuş bulunmaktasınız. Velhasıl aşağıdaki eskiden kalma bu satırlar...

BİR KİTAP ÇOK ŞEY 2

  Kinyas ve Kayra / Hakan Günday   Yaklaşık bir yıldır kalemiyle tanışmak istediğim bir yazarı okuyorum şu sıralar: Hakan Günday. Bunca zaman okumak isteyip de bir türlü fırsat bulamadım bahanesi yerine her kitabın ve de dolayısıyla her yazarın bir zamanı vardır bahanesinin arkasına sığınmak daha güzel geliyor her zamanki gibi. Hem belki bahane değildir. Kim bilir belki bu günlerde okunması gerekmiştir o kitabın! Dünyanın acelesini, gündelik telaşını mecburen bir kenara atmak zorunda kaldığımız şu günler var ya işte şu günler maalesef ruh denilen mahzenin en derinine inen merdivenlerin tozunu temizledi. Bir türlü düşünmeye fırsat bulamadığım (!) kesinlikle fırsat bulamadığım asla düşünmekten kaçmadığım düşünceler (!) sardı beni o sayfaları okurken. Bir yandan tüm yazılanları bir çırpıda okumak bir yandan da hayır olmaz yüzleşemem o benle dediğim noktadayım. Kayra’nın ağzından dökülenler nasıl bu kadar etkileyebilirdi ki beni ?    Bu kadar dediğim abartma noktasını ta...